PARKİNSON
Parkinsonizm kelimesi belli bir hastalıktan çok, değişik nedenlere
bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi belirtiyle tanınan bir durumu
çağrıştırır. Bu belirtilerin en önemlileri uzuvların titremesi,
kasların sertliği ve vücut hareketlerinin yavaşlığıdır. Bu üçlemeye
eklenebilecek diğer belirtiler arasında, öne eğik duruş şekli, küçük
adımlarla ve ayaklarını sürüyerek yürüme, yumuşak, hızlı ve aynı tonda
konuşma sayılabilir. Parkinson hastalığı, çeşitli parkinsonizm
tabloları arasında kendine özgü belirtiler ve beyinde oluşturduğu
değişikliklerle ayrı bir yere sahiptir ve ileride ayrıntılarıyla ele
alınacaktır.
Parkinsonizmdeki titreme, özellikle elleri ve ayakları, bazen
dudakları, dili, çeneyi, seyrek olarak da gövdeyi etkileyebilir. El
veya ayakta dinlenme halinde ortaya çıkan titreme bir hareket
sırasında kaybolur. Örneğin uzanıp bir cismi tutma hareketi sırasında
eldeki titreme kaybolur, dinlenme haline geçince tekrar ortaya çıkar.
Titremenin tıbbi karşılığı “tremor”dur. Dinlenme sırasında ortaya
çıkma özelliği diğer hastalıklarda görülebilen çeşitli titremelerden
ayırdedilmesine yardımcıdır.
Parkinsonizmde kaslarda dinlenme halinde bile değişmeyen bir sertlik
bulunur. Hastayı muayene eden doktor uzuvları pasif olarak hareket
ettirdiğinde sabit ve değişmeyen bir dirençle karşılaşır. Ancak
etkilenmiş kaslar gevşeyemez gibi görünürse de, bu istenilen şekle
sokulabilen bir sertliktir. Kaslardaki bu sertlik haline “rijidite”
denir.
Üçüncü belirti vücut hareketlerinin yavaşlamasıdır ve “bradikinezi”
olarak isimlendirilir (Yunanca’da “brady “yavaş, “kinesis” ise hareket
manası taşır). Yeni bir harekete başlarken tereddüt, o eylemi yaparken
yavaşlık ve hızla yorulma ile şekillenen karmaşık bir olaydır.
Bradikinezi, gözleri kırpma, yürürken kolları sallama, konuşurken
açıklayıcı olarak yapılan el ya da beden hareketleri veya yüz
ifadesini yaratan hareketler gibi farkında olmadan yaptığımız otomatik
hareketleri yapmaktaki yetersizliği de içerir. Hastalarda tüm bu
hareketler yavaşlamıştır.
PARKİNSONİZMİN NEDENİ
Parkinsonizm adı altında toplanan karmaşık belirtiler beyinde
“substansiya nigra” denilen özel sinir hücrelerinin oluşturduğu bir
çekirdeğin iyi işlev görememesinden ileri gelir. Latince’de kelime
anlamı “kara madde” olan bu çekirdeğin otopsi incelemesinde çıplak
gözle hemen farkedilebilecek biçimde derinlemesine koyu renkte olduğu
bilinir. Mikroskopla bakıldığında bu çekirdek içinde yer alan sinir
hücrelerinde yoğun halde boya (pigment) zerrecikleri görülür.
Substansiya nigranın sinir hücreleri “dopamin” denilen kimyasal bir
madde yapar ve depolar. Bu hücreler beynin derinliğinde bulunan ve
komşu konumdaki küçük bir gri cevherden oluşan ve “korpus striatum”
(çizgili cisim) denilen bir yapının sinir hücreleriyle bağlantılıdır.
Substansiya nigra hücrelerinin yaptığı dopamin, sinir lifleriyle
korpus striatuma taşınır ve oradaki hücreler arasında kimyasal iletici
olarak görev alır. Substansiya nigra hücreleri hasara uğrarsa dopamin
yapıp depolayamaz ve striatumda dopamin eksilir. Bu eksiklik ciddi
boyutta olduğunda parkinsonizm belirtileri ortaya çıkmaya başlar.
Beyinde dopamin eksikliğine yol açan nedenler:
1- Substansiya nigranın sinir
hücreleri çeşitli sebeplerden yok olabilir: Bu durumun en sık
rastlanan örneği Parkinson hastalığıdır. Diğer nedenler arasında
beyinde adı geçen bölümün damar hastalıkları ve tümörleri, bazı
kimyasal maddelerin harabedici etkisi, ansefalitler (beyin dokusu
iltihabı) sayılabilir.
2- Bazı ilaçlar dopaminin
striatumdaki doğal etkisini engeller, böylece dopamin kimyasal
mesajını iletemez ve dopamin eksikliği varmış gibi bir sonuç doğar.
Psikiyatri hastalarında kullanılan bazı ilaçlar (majör trankilizanlar)
ile içinde rezerpin bulunan tansiyon düşürücü ilaçlar, kusmaya karşı
kullanılan bir çok ilaç parkinsonizm tablosuna yol açabilir, fakat
sorumlu ilacın kesilmesiyle bu durum düzelir.
3- Substansiya nigra hücrelerinin
yanı sıra, striatumdaki sinir hücrelerinin de hasara uğradığı
durumlarda, dopamin eksikliğinde oluşan tablolarla benzerlik ortaya
çıkar. “Mültisistem dejenerasyonlar” adıyla tanınan bu hastalıklarda
parkinsonizm dışında beynin başka bölgelerini de ilgilendiren
nörolojik belirtiler söz konusudur. Bu hastalıkların küçük bir
bölümünün kalıtımla geçtiği bilinir.
Daha fazla ayrıntıya girmeksizin görülmektedir ki parkinsonizmin
birçok olası nedeni vardır ve bunların içinde en sık rastlananı
Parkinson hastalığıdır.
PARKİNSON HASTALIĞI’NIN İLK BELİRTİLERİ
Parkinson hastalığı belirtileri genellikle çok sinsi ve yavaş bir
biçimde başlar, öyle ki hastalar çoğu zaman hastalığın başlangıç
tarihini kesin olarak söyleyemezler. Hastalar ilk belirtinin farkına
vardıkları zaman hastalığın bazı belirtileri uzun zaman önce başlamış
olabilir. Bir elinde titreme yakınmasıyla başvuran bir hastanın 5-6
yıl öncesine ait çekilmiş video filmlerinde yürürken bir kolunu
sallamadığı fark edilebilir ya da bazen hastanın eski fotoğraflarında
öne eğik duruş özelliği dikkati çekebilir. Nitekim Parkinson
hastalarının büyük çoğunluğunda sıklıkla ilk belirti titremedir, kimi
hasta ise örnekte olduğu gibi titreme ortaya çıkınca hekime getirilir.
Bunun gibi bazı hastalık belirtilerinin uzun süre devam etmesine
karşın, Parkinson hastalığına ait bilgi eksikliği nedeniyle hekime geç
başvurulduğuna tanık olmaktayız.
PARKİNSON HASTALIĞI’NIN TEMEL BELİRTİLERİ
Titreme (Tremor)
Parkinson hastalığının titreme, kas sertliği ve hareket azlığı ile
şekillenen üç temel belirtisinden en belirgini olan titreme genellikle
hastanın doktora en sık başvurma nedenidir. Parkinson hastalarının
yaklaşık % 80’inde titreme ortaya çıkmaktadır.
Titreme sıklıkla bir taraftaki elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar.
Titreme tek bir parmağın titremesine sınırlı kalabildiği gibi bazen de
dili, dudakları ve çeneyi etkileyebilir ancak baş veya ses titremesine
yol açmaz.
Titreme ufak salınımlı, yukarı-aşağı basit kol ve/veya bacak hareketi
şeklinde olabildiği gibi daha sıklıkla karmaşık bir hareket halini de
alabilir. Ön kolun hafifçe dışa dönmesi, baş parmak ve işaret
parmakların ileri-geri hareketleri ve elin bozuk para sayma ya da bir
çakıl taşını baş parmak ve işaret parmak arasında yuvarlama hareketi
şeklinde olabilir. Titreme ayakta ortaya çıktığı zaman pedala basma
hareketini andırır.
Düzenli ve belli bir hızda olan titreme saniyede 5 ya da 6 vurumludur.
Parkinson hastalığında etkilenmiş olan el veya ayak, diğer
hastalıklarda görülebilen titremelere benzemeksizin, dinlenme
sırasında titrer. Titreme uyku sırasında ve o uzvun harekete
başlamasıyla kaybolur. Sinirlilik, yürüme, stres altında kalma ya da
zihinsel faaliyetle aşırı meşgul olma titremeyi arttırır. Böylece
aralıklı olarak ortaya çıkabilen titreme hastanın ruh halini
yansıtabilir. Örneğin evde gazete okurken titremesi olmayan bir
hastanın ziyaretçisi gelince titremesi tekrar ortaya çıkabilir.
Titremenin bu yönü hastaların toplum içinde sıkıntıya girmelerine yol
açmaktadır ve bir çoğu bu nedenle arkadaşları arasında olmaktan
vazgeçmektedirler.
Hastalar gözle fark edilemeyecek kadar ince titremeyi bile
hissedebilirler ve bunu titreşim hissi gibi algılarlar. Nadir olarak
görülen karın kaslarının titremesi, içerde titreyen bir şey varmış
gibi hissedilir. Diyafram veya göğüs kasları titremesi “çarpıntı” gibi
hissedilir ve hasta kalple ilgili bir sorun olduğunu düşünerek ilgili
hekime başvurur. Bu şekildeki titreme kalp elektrosunda (EKG )
saptanabilir.
Titremesi olan her kişinin Parkinson hastası olmadığını vurgulamak
gerekir. Sağlıklı insanlarda korku, heyecan gibi stresli durumlarda
ellerde, bacaklarda geçici olarak titreme ortaya çıkabilir. Bunun
dışında her yaşta görülebilen ve “esansiyel tremor” adı verilen iyi
huylu, ailevi bir hastalıkta, kollar öne doğru uzatılınca ellerde
titreme olur. El titremesinin yanı sıra özellikle yaşlı hastaların
başında da titreme görülebilir. Bu hastalığın bir çok özelliği gibi
tedavisi de Parkinson hastalığından farklıdır. Bunun dışında titremeye
yol açan çeşitli nedenler arasında bazı ilaçların kullanımı, tiroid
bezinin aşırı çalışması veya beyincik hastalıkları sayılabilir.
Kas sertliği (Rijidite)
Bazı hastalar uzuvlarında sertlik hissinden yakınırlar. Bununla
birlikte kas sertliği çoğu kez hastanın bir yakınması olmayıp hekimin
fizik muayenede pasif harekete karşı olan bir direncin varlığını
saptaması ile tanınır. Hekim hastaya gevşemesini söyleyerek, hastanın
uzuvlarını eklem yerlerinden bir çok kez nazikçe gerer ve büker ve bu
pasif harekete karşı eklem çevresinde direnç arar. Böyle pasif
harekete karşı sürekli bir direnç bulunmasına “rijidite” denilir.
Normalde kasların dinlenme halinde yumuşak ve gevşek olması gerekirken
rijidite varlığında dinlenme halinde bile sabit biçimde gergin ve elle
hissedilebilen belli bir sertlikte olduğu görülür. Parkinson
hastalığında rijidite en sık el, ayak bileği, dirsek veya diz gibi
eklemlerde saptanır.
Bazen kas sertliği hekim tarafından eklemde sanki “dişli çark”
takılması varmış gibi hissedilir. Hastalar kas sertliğini yorgunluk,
batma hissi, ağrı veya kramp şeklinde hissedebilirler. Omurga çevresi
kasların sertliği oldukça seyrek görülür, sırt ağrısı ya da bel ağrısı
yaratabilir ve genellikle öne eğik durmakla şiddetlenir. Baldır ve
ayak kasları sertliği ağrılı kramplar şeklinde ortaya çıkabilir.
Hareketlerde yavaşlama (Bradikinezi)
Parkinson hastalığının belki de özürlülük yaratan en temel belirtisi
olan hareketlerdeki yavaşlama yani “bradikinezi”, her hastada erken
veya geç olarak gelişir. Hareket yavaşlığı günlük yaşamdaki
faaliyetlerin tümünün belli bir yavaşlıkta olmasına yol açar.
Hareketlerin düzenli aralarla tekrarı ve eklemlerin hareket açıklığı
azalmıştır. Hastaların basit günlük işlerini yapma sırasında, örneğin
düğme ilikleme, kravat ve ayakkabı bağlama, yazı yazma ve çatal-bıçak
kullanma gibi incelik isteyen işlerde başlangıçta hafif derecede
hissettikleri güçlük giderek artar. Zamanla istemli hareketlerin
çoğunun yapılmasında, örneğin yemek yerken ve çiğnerken, alçak bir
koltuktan doğrulurken, otomobile binerken ve inerken, yatakta bir
taraftan diğer tarafa dönerken zorlanmalar dikkati çeker. Yukarıda
sözü edilen istemli hareketlerin yavaşlamasının yanı sıra, gözleri
kırpmak ve yürürken kolları sallamak gibi otomatik olarak yapılan,
birbirinin aynı olan hareketler de azalır ya da kaybolur.
Hareket yavaşlığı ne çok kadar belirgin olsa da hastaların kas gücü,
yani kuvveti normaldir. Hastanın bu yöndeki yakınması genel bir
yorgunluk hali, örneğin yürürken ya da diş fırçalarken yapılması
gereken ardısıra hareketlere kumanda ederken uzuvlarda hissettiği
tutukluktur. Hareketlerdeki bu tür yavaşlık zamanla hastaları
başkalarına bağımlı hale getirebilir. Yavaşlığı ağır derecede olan bir
hastada titreme ya da rijidite bulunmayabilir.
“Akinezi” ise hareketsizlik anlamı taşır ve genellikle hastalığın
ilerlemiş olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Bu durumdaki Parkinson
hastaları uzun süre izlendiğinde, gözle görülür bir hareket yapma
yeteneğini yitirdikleri görülür: göz kırpma, doğal yüz ifadesini
oluşturan hareketler (mimikler), oturuşu düzeltmek gibi yardımcı
hareketler gözlenmez. Böyle hastalar sadece kıpırdamadan oturur ve
sabit bir bakışla bakarlar.
Parkinson Hastalarında Beden Eğitiminin Yeri
Parkinson hastalarında tıbbi tedavinin yanı sıra beden eğitimi
hareketleri de çok önemlidir. Fiziksel olarak zinde olan hastaların
uzun hastalık seyriyle daha iyi başa çıktıkları bilinen bir gerçektir.
Beden eğitiminin, yapılabildiği ölçüde, özellikle kas sertliği ve
hareket yavaşlığı üzerine olumlu etkisi nedeniyle hastanın kendisini
daha iyi hissetmesine katkısı vardır. Bilindiği gibi kullanılmayan
kasların zamanla kitlesi azalır ve boyu kısalır (kontraktür),
dolayısıyla vücudun kas yapısının korunması için beden hareketleri
yapmak zorunludur. Benzer biçimde, eklemlerin her gün normal hareket
menzilinde hareket ettirilmeleri gereklidir, aksi takdirde
kullanılmayan bir eklemi kuşatan bağ dokusu sertleşir ve eklem hareket
yeteneğini kaybederek kalıcı biçimde işlev kaybına uğrar. Böylece
düzenli kas faaliyeti kasları ve eklemleri korur, ayrıca kalbin
çalışmasına, kan dolaşımına ve akciğerlerin havalanmasına da katkıda
bulunur.
Bunların dışında beden hareketleri yapanlarda daha az kabızlık olur,
böbrekler, idrar yolları ve mesane daha iyi çalışır. Öte yandan
fiziksel faaliyet zihin için de iyidir. Kaslardaki gevşeme ve
rahatlama fikirlerin olumlu yönde değişmesine de yol açar. Beden
hareketlerinden sonra mutluluk hissi, kendini iyi hissetme duyguları
kişiye hakim olur.
Kendi gözlemimize dayanarak hastalarımız arasında düzenli olarak beden
hareketleri yapanların, yapmayanlara göre günlük yaşamlarında daha
hareketli olduklarını söyleyebiliriz. Beden eğitimi hareketleri
özellikle alışık olmayan hastalar için başlangıçta zevksiz ve sıkıcı
görünse de, bunu günlük yaşamın bir parçası olarak kabul etmeleri
kendileri için yararlı olacaktır. Aile bireyleri de en az hekim kadar
bu konuda destekleyici ve teşvik edici bir tutum içinde olmalıdırlar.
Mesleği gereği fazla hareket eden hastaların bu bakımdan daha şanslı
olduklarını belirtmekte yarar vardır.
Hastalar normal hareket açıklığına kavuşması amacıyla tüm eklem ve
kaslarını her gün kısa sürelerle çalıştırmalıdırlar. Bu çalışmaların
hastayı aşırı derecede yoracak kadar ağır olması ya da uzun sürmesi
şart değildir. Eğer hasta tercih ediyorsa sabit duran bisiklet ya da
kürek çekme aleti gibi bazı aletlerden yararlanabilir, ancak bunların
aletsiz yapılan hareketlere bir üstünlüğü görülmemiştir.
Yürüme hastalar için mükemmel ve ılımlı bir egzersizdir. Yürümenin
hızı, süresi ve mesafesi hastanın yetenek ve gücüne göre
değişebilmekle birlikte günde bir buçuk-iki kilometre yürüyüşün yorucu
olmadığı gibi gevşetici ve canlandırıcı bir etkisi de vardır. Yürüme
şehirde ya da kırsal kesimde kolaylıkla hobi şeklinde yapılabilir,
veya her sabah köşedeki dükkana gidip alışveriş yapmak, dönüşte başka
bir yoldan dönmek şeklinde günlük yaşamın bir parçası haline
getirilebilir. Bunun dışında yüzme son derece yararlı bir spordur,
ancak denge ve yürüme bozukluğu olmayan hastalara, eğer imkanları
varsa yazın sığ sularda, güvenli koşullarda yüzmesi önerilir. Eskiden
beri yapmaktan hoşlandığı tenis, futbol gibi faaliyetleri varsa hasta
bunları sürdürmelidir, zira bu tür sporlarda öğrenilmiş hareketler,
yürüme gibi içgüdüsel olarak yapılan hareketlere kıyasla Parkinson
hastalığından daha az etkilenir.
BEDEN EĞİTİMİ HAREKETLERİ
Büyük eklemleri ve onları ilgilendiren kasları düzenli olarak her gün
çalıştırmanız size son derece zindelik kazandıracaktır. Özellikle
sabah yataktan kalkar kalkmaz yapıldığında, gün boyu daha fazla
hareketlilik kazanabilirsiniz. Parkinson hastalığına ait
belirtileriniz tıbbi tedaviyle kontrol altına alınmış ise ve ağır kalp
yetmezliği sorunu taşımıyorsanız, aşağıda yer verilen bazı basit beden
eğitimi hareketlerini çalışmanızın size yararlı olacağına inanıyoruz.
Bazı hareketleri bir kez öğrendikten sonra, evde her gün kendi
başınıza yapabilirsiniz. Hareketlerinizdeki kısıtlılık nedeniyle tek
başınıza beden hareketlerini çalışamayacaksanız, bir fizyoterapistin
yardımıyla germe egzersizleri ve bazı pasif hareketler yapılabilir ve
daha sonra aile bireylerinden biri tarafından her gün ve düzenli
olarak uygulanabilir. Her gün yapılan egzersizlerin günlük yararı
hafif olsa bile, birikmiş yararlı etkisini haftalar sonra fark
edeceksiniz. Günde 5-10 kez ya da daha fazla yapmanız önerilen bazı
egzersizler aşağıda tarif edilmiştir.
Sırtüstü Yatarken Yapılacak Egzersizler
1. Her bir bacağınızı, diz bükülü
haldeyken, sırayla karnınıza doğru çekiniz, diğer bacağınızı yataktan
kalkmayacak şekilde bastırınız. Bu arada ellerinizden destek
alabilirsiniz.
2. Ellerinizden destek alarak, her
iki bacağınızı dizlerinizi bükerek karnınıza doğru çekiniz.
3. Her bir bacağınızı sırayla,
dizlerinizi bükmeden havaya kaldırınız.
4. Dizlerinizi bükmeden
ayaklarınızı bilekten kendinize doğru bükünüz ve 5 sn tutunuz.
5. Kol ve bacaklarınızı yanlara
doğru açıp kapatınız.
6. Her iki bacak bitişik ve dizler
bükülü halde iken kalça hareketi ile sağ ve sol yana dönerek
dizlerinizi yatağa değdirmeye çalışınız.
7. Bir önceki hareketi yaparken
bacaklarınızı bir yana, başınızı aksi yöne çeviriniz.
8. Dizleriniz bükülü halde, el ve
ayaklarınızı yatağa bastırarak kalçanızı yataktan yukarı doğru
kaldırıp 5 sn. tutunuz.
9. Bir önceki hareketi, avuç içi
yukarı bakacak şekilde ellerinizden kuvvet almadan tekrarlayınız.
10. Dizleriniz hafif bükülü iken,
baş ve omuzlarınızı kaldırarak ellerinizi dizlerinize değdirmeye
çalışınız.
11. Dizleriniz bükülü, elleriniz
kenetli iken sırayla sağa ve sola doğru uzanmaya çalışınız ve 5 sn.
kalınız.
Yüzüstü Yatarken Yapılacak Egzersizler
1. Eller arkada kenetli iken baş tavana bakacak şekilde göğsünüzü
yataktan kaldırınız. Bu durumdayken başınızı sağa ve sola çeviriniz.
2. Ellerinizle yatağa abanarak, dirsekler düz olacak şekilde baş ve
göğsünüzü yataktan kaldırınız.
3. Dizlerinizi sırasıyla bükünüz.
Otururken Yapılacak Egzersizler
1. Kollarınız yanda, gövdeniz öne
eğik pozisyonda iken nefes alınız ve sırtınız dik olacak şekilde
doğrulunuz.
2. Vücudunuzun ağırlığını sırayla
sağ ve sol yanlara eğilerek aktarınız.
3. Bir dizinizi kendinize doğru
çekerken diğer tarafa eğilerek ağırlık aktarınız.
4. Dizinizi kendinize doğru
çekiniz ve başınızı yavaşça dizinize yaklaştırmaya çalışınız.
Başlangıç konumuna geri dönünüz. Sırtınızı dik tutmaya çalışınız.
5. Sırayla topuklarınızı ve parmak
uçlarınızı yerden kaldırınız.
6. Daha sonra bir ayağınızın
topuğunu kaldırırken diğer ayağınızın parmak ucu kalkacak şekilde
hareketi tekrarlayınız.
7. Elleriniz dizler üzerinde
çapraz yaptıktan sonra, kollarınızı yanlardan yukarıya doğru bir daire
çizecek şekilde kaldırınız ve indiriniz. Kollarınızı kaldırırken
burundan derin bir nefes alıp, kollarınızı indirirken ağızdan nefes
veriniz.
8. Kollar yana açık konumda iken
ellerinizi omuzlarınıza koyunuz ve sağa doğru dönerek 5sn. durunuz,
daha sonra orta pozisyona gelip işlemi sola doğru dönerek
tekrarlayınız.
9. Sağ kol düz bir şekilde ileri
uzatılırken, sol bacağınızı karnınıza doğru çekiniz. Daha sonra aynı
işlemi sol kol-sağ bacağınızla tekrarlayınız.
10. Sırayla sağ ve sol dizinizi
düz bir şekilde ileri doğru uzatınız.
11. Her iki omuzunuzu yukarı
kaldırarak kulaklarınıza değdirmeye çalışınız.
12. Her iki omuzunuza kendi ekseni
etrafında daireler çizdiriniz.
13. Başınızı önce öne sonra arkaya
yatırınız.
14. Başınızı sağa ve sola
yatırınız.
15. Başınızı bir yandan diğer yana
çeviriniz.
16. Başınızı önce saat yelkovanı
yönünde, sonra ters yönde döndürünüz.
Not: 13-16. maddelerde
belirtilen hareketleri başdönmesi, boyun eklemlerinde hareket
kısıtlılığı, boyun fıtığı olan hastaların çalışmaları sakıncalıdır.
|